Ana Sayfaya Dön  
Ana Sayfaya Dön    
   










 
 

 

12. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali 

width=13 Program  width=13 Filmler  width=13 Etkinlikler  width=13 Biletler  width=13 Duyurular  width=13 Mekanlar 

width=13 Festival Afişi   width=13 Festival Tanıtım Filmi   width=13 Festival Ekibi   width=13 Basın

width=13 width=13 width=13

 

Merhaba! 

Filmmor Kadın Filmleri Festivali’nin izleyicisine merhaba dediği on iki yılın en zor, en kaygılı ama aynı zamanda en umutlu yılında, on ikinci kez, Merhaba!

Geçen festivalden bu yana yaşadıklarımızı kısa bir merhaba yazısına sığdırmak çok güç! Bu yıl sinema bağzı şeylerin arkasında kaldı doğrusu! O yüzden festival hazırlıklarına her zamankinden geç başlayabildik. Ama geçtiğimiz yılın ruhunu tazeleyip üstüne tekrar düşünmenize imkân veren bir program sizi bekliyor.

Cinsiyetçiliğin, muhafazakârlığın mücadele ederek kazandıklarımızı geri almaya çalıştığı yılların ardından haklarımıza ve kazanımlarımıza sahip çıkmaktan başka yolumuz yok! Bu yıl da kadınlara hak ve özgürlükleri, hatta hayatları pahasına, “annelik”, “eşlik” gibi görevler dayatıldı, ailenin bekası yaşama hakkının bile üstünde görülerek kutsandı! Devlet eliyle, bizim dışımızda ve bize rağmen. Bizse her zamanki gibi direndik. Her yerde, farklı biçimlerde…

Kadınların hakları gibi, bedenlerine, emeklerine de el konmaya devam ediliyor ve bu el koyma zorla, şiddetle sürdürülüyor. Kadınları koca-evlilik mahkûmu olarak gören zihniyetin şiddetle tezahürü, zorla, rızasız erken evlendirmeler yoluyla çocuk istismarı ve tecavüzü, kadın cinayetleri en ağır haliyle sürüyor. Tüm bu baskı ve şiddeti artıran politik nedenler bir yana kadınlar bu baskıya direndikçe maalesef daha çok şiddetle karşılaşıyor. Her kadın cinayetinin ardında ölümü göze alarak şiddet sarmalı haline gelen o evliliği bitirmeyi, o kocadan boşanmayı, o kocaya, o sevgiliye biat etmemeyi göze alarak direnen bir kadın var! Onlar çoğunlukla tek başlarına, karakola, savcılığa başvursa da koruma-destek alamayan, gazetelerin üçüncü sayfalarında katilin dilinden yazılmış ve maktulü yargılayan haberlerde kalan, adlarını, direnişlerini kimsenin hatırlamadığı, ölesiye direnen kadınlar… Biz sırf cinsiyeti, cinsiyet kimliği dolayısıyla yaşamlarının her anında hayatta kalmak için direnmek zorunda olanlar için direnmek yeni bir şey değil… Bazen istediğimiz gibi yaşamak bazen de sadece yaşamak için direniriz. Direniyoruz. Bazen bedenimizle bazen tercihlerimizle bazen kalemimizle bazen kameramızla. Bu yılki filmlerin kamera arkasında direnen kadınlar var yine. Kadınların Sineması bölümünde son yılların dirençli, umutlu filmleri var. … Bedenimiz Bizimdir bölümünde kadın bedeninin bir iktidar ve savaş alanı olarak görüldüğü bir dünyada “Bedenimiz bizimdir!” diyen filmler, Cins-iyet-ler bölümünde ise cinsiyet ve cinsel kimlikle ilgili ezberleri alt üst eden filmler…  Muhafazakârlığın kadınların bedeni, cinselliği üzerindeki türlü klişe ve kısıtlamalarının karşısına cesur, radikal, ezber bozan filmlerle dikilen Catherine Breillat bu yıl altı filmiyle konuğumuz. Ve sinema yapmak için çok bedel ödeyerek direnen bir kadın yönetmeni, Bilge Olgaç’ı ölümünün yirminci yılı dolayısıyla üç filmiyle ve minnetle anmak istedik.

Ve bu yıl festivalin de ana teması olan bölümümüz: Kendine Ait Bir Cüzdan. Kendine ait bir iş, gelir, bütçe… Tesadüf ki, hem Emek Sineması’nın kapanmasının hem de açık olduğu yıllarda festivali orada yapabilecek maddi koşullara hiç sahip olamayışın hüznünü yaşadığımız yıl, festivalimizin teması Emek, kadın emeği! Emeğimizin erkek egemen piyasa-pazar-dünyadaki karşılığı, karşılıksızlığı… Hâlâ tüm dünyada eşit işlerde eşdeğer ücretlendirilmeyen, eğer aile içinde sarf edilirse hiç ücretlendirilmeyen kadın emeği. Ve Türkiye’de kadınların çocuk doğurup büyüttüğü sürede esnek çalışması gibi düzenlemelerle emek piyasası dışında kalması riskiyle karşı karşıya olan emeğimiz, işimiz, gelirimiz… Durumun vahametinden çok eşit işe eşdeğer-hak ettiğimiz ücretlerle çalışacağımıza, kadınların emeğinin karşılığını aldığı, kendi gelirleri, cüzdanları olduğu yarınlara umudumuzu tazeleyen filmlerle Kendine Ait Bir Cüzdan diyoruz. Darısı başımıza da diyerek tabi… İnanıyoruz ki,  bundan sonra Emek Sineması’nda hiçbir festival, hiçbir film gösterimi yapılamayacak evet ama kadın dayanışmasından başka bağı olmayan kadınların yaptığı Filmmor gibi bağımsız kadın filmleri festivallerinin de Emek sinemaları olacak…

On yıl kadınların yarışmaya değil dayanışmaya, yan yana olmaya ihtiyacı var diyerek yarışmasız süren festivalimizde Mor Kamera Umut Veren Kadın Sinemacı Ödülüikinci kez var. Sinema yapmak isteyen yolun başındaki kadın sinemacılarla dayanışma, bu yolda yanlarında olma dileklerimizle…

Bu yıl bir de Kaleydoskop var. Pozitif ayrımcılıkla sadece kadın yönetmenlerin filmlerine yer veren festivale, bu yıldan başlayarak her yıl, Kaleydoskop ile bir erkek yönetmen filmiyle beraber konuk olacak. Atölyenin maksadı: Erkekler tarafından yapılan kadınlara bakan filmleri kadınların bakışına teslim edip -mor iğneleri zulada tutarak- filmin yönetmeni ile karşılıklı tartışma olanağı yaratmak…

Bu yıl ilk kez yapılan Kaleydoskop gelecek yıllar da sürecek... Yani, bu daha başlangıç...

Panel, söyleşi ve atölyelerle, İstanbul, Mersin, Adana ve Muğla’da, tüm kadınları dayanışma, direnç ve düşlemeye ve muhakkak kendine ait dolu bir cüzdan edinmeye davet ederek 12. Filmmor Kadın Filmleri Festivali sizlerle…

Festival Ekibi